TR Upload Hızları – Temmuz 2014: Şerefli 100.lük

Bu blogda upload hızlarının interneti üretken kullanmak ve katılımcı olmak konusundaki önemini sıkça vurguluyorum. Haliyle Türkiye’deki upload hızları da yakın takibim altında. Upload hızlarının düşüklüğü ve görece yüksek upload hızı sunan tarifelerin pahalılığından şikayetçi olmamam mümkün değil. Durumun sebebinin de İnternet Servis Sağlayıcıları alanındaki özelleştirilme sonrası tekelcilik ve rekabetsizlik olduğunu vurgulamıştım.

Bundan tam 1 sene önce, Servis Sağlayıcılarının TürksatKablo hariç berbat olan sitelerini gezip, eksik bilgileri telefonla tamamlayıp, kolay referans için tarifeleri özetleyen bir tablo oluşturmuştum. Oldukça ilgi gördüğü için şimdi bu tabloyu 2014 Temmuz için güncelliyorum. Upload hızları açısından ilginç olan tarifeler şöyle:

upload2014

Saçınızı başınızı yolmadan tarife bilgilerine ulaşabileceğiniz linkler şunlar:

Superonline TarifeleriTürksatKablo TarifeleriTTNET Tarifeleri

Geçen seneye göre çeşitli değişiklikler olmakla birlikte esas olarak herşey yerinde sayıyor.

Önce kötü haberler:

– Metronet artık yok. Tabloda ilk göze çarpan şu ki, geçmişte ucuz fiyata çok yüksek simetrik upload hızları sunan ancak çok az yerde bulunan ve hizmet istikrarı şüpheli olan Metronet firması artık yok. Superonline Metronet’i satın almış, geçmiş olsun. Böylece piyasadaki TTNET – Superonline düopolü pekişmiş oluyor (TürksatKablo bağımsız bir rakip değil TTNET’in üvey evladı). Bu olumsuz bir gelişme.

– TTNET’te bu sene işler azıcık daha kötü. Kalkan bir başka paket de TTNET’in 8Limitsiz adlı 1mbit upload veren tarifesi. Artık Türkiye’deki internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunu oluşturan TTNET ADSL aboneleri 0.8 mbit upload sunan seçenekler ile idare edecek. TTNET upload’da yuvarlak hesap 1 mbit vermek yerine çeyrek mbit cimrilik neden yapıyor anlamak kolay değil. TTNET Fibernet Limitsiz 35 ve Hipernet Limitsiz 35 paketlerinin fiyatları da herhangi bir iyileştirme olmaksızın 80 TL’den 85 TL’ye çıkmış (abuk subuk küsüratları fiyatları yuvarlayarak veriyorum).

Şimdi de iyi haberler:

– Superonline Fiber 25’in AKN’si 50 GB’den 75 GB’e çıkmış. Böylece hem download hem upload’unuz ile hesaplanan AKN’yi geçip hızlarınız aşağı çakılmadan önce 2 yerine 3 gün filan kullanabilirsiniz.

– TürksatKablo EkoSınırsız 50’nin AKN’si 100 GB’den 250 GB’ye çıkmış. Bu ciddi bir AKN arttırımı. İdeal olmasa da birçok kullanıcı için “yeterli” olabilecek bir rakam. TürksatKablo’nun upload’ları AKN’ye saymadığını ve AKN limit aşımı sonrası upload hızlarına dokunmadığını, sadece download hızını kıstığını da hatırlatayım. Ancak bu paketin fiyatı 10 TL artmış.

– TTNET “Fullimitsiz” adında yeni bir paket getirmiş. Evet “Full Limitsiz” değil, “Fullimitsiz”. Böylece bir L harfinden tasarruf sağlanmış ve İngilizce ile Türkçe’nin hoş bir harmanı oluşturulmuş. “Limitsiz” sıfatını “Full Limitsiz”e upgrade etme ihtiyacı doğuran Kota / AKN karmaşası da ayrı bir dram tabii. Benzer güzellikleri turizm sektöründen de tanıyoruz (Herşey Dahil vs. ULTRA Herşey Dahil). Bu fena isimli paket ile ayda 275 TL’yi gözden çıkararak 2 mbit upload’lu AKN’siz internet kullanabilirsiniz. Bu son derece pahalı seçenek haliyle ev kullanıcısına değil, para kazanan ticari kullanıcıya hitap ediyor. Fantastiklik açısından yine de Superonline’in 1000 mbit’lik paketi ile yarışamaz.

Özetle tüm bu değişikliklerin içinde, geçen sene alabildiğimizden daha yüksek bir UL hızı alma şansımız yok. Tersine bazı kaybolan paketler söz konusu. Fiyatlarda düşme filan hak getire, AKN limitleri ise yer yer yükselmiş.

Net Index‘in dünya sıralamalarında Türkiye’nin diğer ülkeler arasındaki yerine de baktım. Speedtest.net’te test yapanlar içinde ortalama upload hızımız 2.44 mbit’ten 3.51 mbit’e yükselmiş. Ancak bu durum sıralamada 99. sıradan 100. sıraya düşmemize engel olmamış. Allah sabır versin..

ulrank2014

6 Ayda Steam Linux’a Yaramış Gözüküyor

steamlinuxBundan 6 ay önce yani Nisan 2013’te “Masaüstü Linux’un Durumu #2 – Steam Linux’u Kral Yapabilir mi?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıda Steam’in Linux versiyonunun çıkması, Valve’in oyunlarını Linux’a getirmesi, ve diğer oyun firmalarının da oyunlarının Linux versiyonlarını sunmaya başlaması gibi gelişmeleri değerlendirmiş, orta vadede bunun Linux’un masaüstündeki popülerliğini şu ana kadar hiç olmadığı kadar arttırabileceğini öne sürmüştüm.

Net Applications’ın işletim sistemi istatistikleri ile Valve’in Steam Hardware Survey‘indeki bilgileri bir araya getirip Mart 2013 rakamları ile Eylül 2013 rakamlarını karşılaştırdığımızda önümüze şöyle bir tablo çıkıyor:

Tüm Kullanıcılar İçindeki Pay

Steam Kullanıcıları İçindeki Pay

Steam’deki Oyun Sayısı ve Payı

Windows

%91 (-1)

%94,50 (=)

2200 (+300) %100 (=)

Mac

%7.5 (+0.5)

%3,75 (=)

550 (+150) %25 (+4)

Linux

%1.5 (+0.5)

%1,75 (=)

200 (+100) %9 (+4)

Bu sayılarda dikkat çekmek istediğim birkaç şey var. Birincisi, Windows’un 1 puan gerilemiş olması ve bu 1 puanı Mac ile Linux’un eşit bölüşmesi. Linux lehine bu yarım puanlık artış bilgisayar dünyası için küçük ama Linux için büyük bir adım çünkü kendi payında %50’lik bir artış anlamına geliyor.

Steam kullanıcılarının hangi işletim sistemlerini kullandığı meselesinde hiçbir değişiklik olmaması da ikinci saptama. Windows gerçek bir oyun platformu olduğunu gösteriyor çünkü Steam kullananlar içindeki oranı toplam kullanıcılar içindeki orandan bile yüksek. Bu açıdan bakıldığında Mac oyuncuların tercih etmediği bir platform, Linux ise dengeli bir platform görüntüsünde.

Son olarak Steam’de yeni çıkan oyunların durumuna baktığımızda sayısal olarak Windows en başta, Mac ikinci sırada, Linux son sırada gözükse de, oransal olarak bakıldığında Mac ve Linux’un Windows’a yetişme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Linux Steam sayesinde masaüstünde bir sıçrama yapacaksa, bu ivmenin korunması ve açının giderek kapanması çok önemli.

Geçtiğimiz haftalar içinde, Steam cephesinde yeni duyurular şeklinde önemli gelişmeler yaşandı. 2014 yılını çok önemli bulduğu belli olan Valve’in üç duyurusu içinde en önemlisi kendi Linux dağıtımı olan SteamOS. SteamOS tam olarak ortaya çıkınca Linux’un başarısına ne gibi bir katkısı olabileceğine dair daha iyi fikir yürütebileceğiz. Şu an için gelişmeler küçük ama olumlu görünüyor ve potansiyel gerçekten büyük.

BTK 2013 2. Çeyrek Verileri – Fiber %10’u geçti

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) 2013-2 raporunu yayınladı. Özünde TTNET ve Superonline’ın rekabetinden ibaret olan düopol sabit internet pazarımızda 6 ay önce paylaştığım 2012-4 dönemindeki aynı trendlerin devam ettiği görülüyor. Bağlantı çeşitleri arasında en yaygın olan DSL Türkiye’de 6.5 milyon abone civarında sabitlendi ve artık artmıyor. Bu rakam TTNET’in doğrudan sattığı paketler ve aracı al-satçı firmalar üzerinden satılan paketlerin toplamı. TTNET’in üvey evladı TürksatKablo’nun tek satıcısı olduğu Kablo İnternet de 0.5 milyon abone ile yerinde sayıyor. Talep artık üstün özellikleri nedeniyle doğal olarak Fiber’e yönelmiş durumda. Fiber abone sayısındaki artış yavaşlamış olsa da 850 bin abone sayısına ulaşılmış. Fiber interneti Türkiye’de bazı farklılıklarla TTNET, Superonline ve MetroNet firmaları satıyor.

toplamkullanici

Diğer bağlantı çeşitleri içinde ilgi çekici olabilecek elektrik hatları üzerinden sadece MetroNet firması tarafından verilen BPL hizmeti de düşüşe devam ediyor. Bu bağlantı türünün geleceği yok gibi gözüküyor.digerkullaniciYüzde olarak baktığımızda DSL’in %82’ye gerilediğini (TTNET+Diğerleri), Kablo İnternet’in %6’da sıkışıp kaldığını, Fiber İnternet’in ise %11’e yaklaştığını görüyoruz.

trendISP’lerin pazar paylarını gösteren veriler de, TTNET ve Superonline’dan ibaret ve TTNET’in ezici üstünlüğü olan piyasada çok fazla değişen birşey olmadığını gösteriyor. TTNET’in payı her çeyrekte bir iki puan gerilese de, Türkiye’nin internet politikasında ciddi bir değişim yaşanmadığı sürece daha çok uzun süre rekabet adına bir şey de değişmeyecek. Bağlantılarımızda rekabete dayalı olumlu gelişmeler, ancak TTNET’in tek elle tutulur rakibi olan Superonline’ın Fiber hizmeti yaygınlaştıkça görülmeye devam edecek. Türk Telekom’un özelleştirilmesinden sonra bir adet özel neredeyse-tekel, bir adet de yavru rakip firmadan oluşan “serbest piyasa”mızın tüketiciye sunabildiği bundan ibaret.

isppaylar

TR Upload Hızları – Temmuz 2013: 80. sıradan 99. sıraya

2013’ün Şubat ayında, “Türkiye’de İnternetin Durumu #2 – Upload Hızlarının Önemi” başlıklı yazımda upload hızlarının önemini vurgulamış ve Türkiye’deki düşüklüğünden şikayet etmiştim. Düzgün bir upload hızı olmadan, internette üretici-kullanıcı olmaktan ziyade içerik tüketicisi olarak kalıyoruz. Türkiye’deki alternatif internet servis sağlayıcılarının hizmet alanlarının darlığı düşünüldüğünde, TTNET’ten başka seçeneği olmayan büyük çoğunluk için durum bu.

Yine de, yaklaşık 6 ay sonra, upload hızları konusunda bir değişiklik var mı diye tekrar internet servis sağlayıcıların sitelerini dolaştım ve eksik bilgileri telefonla tamamladım. Sadece en ucuza en yüksek upload hızlarını almaya yönelik paketleri seçip listelediğimde şöyle bir tablo ortaya çıktı:

netpaketleri

Metronet firması, “Metronet Ethernet” adı altında sattığı fiber internet paketiyle, hizmet verdiği çok küçük alan içinde upload hızları açısından hala en iyi seçenek. Elektrik kabloları üzerinden internet sağlayan BPL hizmeti de, hizmet devamlılığı açısından çok şikayet edilen bir seçenek olsa da upload açısından çok iyi. Bu firmanın simetrik internet paketleri, aynı zamanda makul fiyatlara satılmaya devam ediyor.

Superonline’a baktığımızda, küçük bir gelişme var. Reklamdan başka bir amacı olmayan “1000 TL’ye 1000 mbit” paketini bir kenara bırakırsak, Fiber 25 paketi ile 5 mbit upload sunuyor ve yeni olan şu ki bunu açıkça belirtiyor. Bir süre önce, pratikte kullanıcılar bu 5 mbit upload’u kullandığı halde, sitesinde sadece 1 mbit upload’dan bahsediliyordu, yani bir garantisi yoktu. Bu düzeltilmiş ve olumlu sayılmalı. Ancak Superonline’ın bu paketlerinde Adil Kullanım Noktası uygulamasında olumsuzluklar var. (Bu arada evet, eskiden “Adil Kullanım Kotası” olan şeyin her yerde ismi değişmiş, herhalde belli bir limiti aşınca ek para ödettiren “Kotalı” internet ile karıştığı için olmalı). Superonline’da hem download hem de upload’larınız AKN kotanızdan yiyor. Yani download’a dikkat ederim, en azından upload’ı gönlümce kullanırım diyemiyorsunuz. Üstüne üstlük, AKN kotanızı aştığınızda hem download hızınız, hem de upload hızınız kısılıyor. TürksatKablo ve TTNET’te bu olumsuzluklar yok, bu Superonline’a özgü bir çirkinlik. Superonline’ın web sitesinin de korkunç olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim, basitçe tüm tarifelere bakılabilen bir sayfa yerine saçma sapan kampanya sayfaları, anlamsız ve yanıltıcı animated gif’ler ve link’lenemeyen tab’ler ile dolu bir cilalı çöplük var ortada.

TürksatKablo, ülkemiz için yüksek sayılabilecek bir upload hızı veren yeni ve çekici bir paket sunmuş. “Ekosınırsız 50” adlı bu AKN kotalı pakette 4 mbit upload veriliyor ki fiyat açısından da rakibi diyebileceğim Superonline’ın 5 mbit upload veren paketine yakın. Türksat’ın 2 mbit upload veren sınırsız paketi ise değişmemiş ve hala aşırı pahalı.

Türkiye’nin tek gerçek yaygınlığa sahip servis sağlayıcısı olan ve tekel konumundaki TTNET cephesinde de yeni birşey yok. Aynı uyuz upload hızları devam ediyor.

Merak edip bir de Speedtest.net‘in Net Index‘inde Türkiye’nin yerine bakayım dedim ve üzücü bir resim ile karşılaştım:

tr99

Upload hızımız 6 ay öncesine göre 2.31 mbit’ten sadece 2.44’e yükselmiş ve 80. sıradan 99. sıraya gerilemişiz !

Masaüstü Linux’un Durumu #2 – Steam Linux’u Kral Yapabilir mi?

steamlinux

“Masaüstü Linux’un Durumu #1 – Problem Nerede?” başlıklı önceki yazımda Linux’un masaüstündeki makus talihine değinmiş ve çözüm için hayati noktanın Linux’ta her yazılımı (veya muadilini) bulabilmek olduğunu iddia etmiştim. Linux’ta bulamadığımız yazılımlar içinde oyunlar büyük yer tutuyor, hatta yazılımlar probleminin yarısı oyunlar diyebilirim. Bu yazıyı yazma sebebim 2012-2013’te bu alanda önemli bir gelişme yaşanması ve Valve Software’in, kendi dijital oyun dağıtım platformu olan Steam’in Linux versiyonunu çıkarması. Valve artık oyunlarının Linux versiyonlarını da Steam üzerinden sunuyor. Bununla kalmayıp Linux’u geleceğin oyun platformu olarak ön plana çıkarmaya başladı ve bir de 2013 sonlarına doğru detayları belli olacak “Steam Box” adı verilen Linux bazlı bir konsol çıkaracağını duyurdu. Tüm bu gelişmeleri heyecan verici buluyorum ve Linux’un masaüstünde güçlenebilmek için şu ana kadar eline geçirdiği en büyük fırsat olduğunu düşünüyorum.

Önce Valve’den bu hamle niye geldi onu anlayalım. İşin özeti, Valve’in Microsoft’tan ürkmesidir.

Valve Software’in lideri Gabe Newell, Windows 8 ile birlikte  Microsoft’un satışı yapılan her programdan pay alacağı, “Windows Store” adında, Apple’ınkine benzer bir “AppStore” modeline doğru kayacağı öngörüsünde bulundu ve bunun “PC alanındaki herkes için bir facia” olduğunu açıkladı. Kendi başarılı oyun dağıtım platformu olan Steam‘in Windows Store tarafından ekarte edileceğinden, yani insanların artık Steam yerine Windows Store’dan oyun satın almaya yönlendirileceğinden endişelendi. Microsoft, gelecekte Steam’in Windows Store’da yer almasına izin vermeyebilir veya Steam’e izin vermek için Steam üzerinden satılan oyunlardan kendisine de pay talep edebilir. Bu endişe karşısında çare olarak Valve, Linux’a sarıldı.

Söz konusu gelişmenin sıradışılığına dair bir ipucu: Valve’in Linux’a yöneleceği konusundaki gelişmeleri Phoronix adlı Linux haber sitesi 2012 başlarında duyurduğunda, inanmayanlar çoğunluktaydı ve site ile dalga geçildi. Ancak haber doğruydu ve Steam’in Linux versiyonunun Ekim 2012’de betası, Şubat 2013’te de kararlı sürümü geldi. Valve bu aralar kendi oyun kataloğunun tamamını Linux’a geçirmekle meşgul.

valvegames

Peki, Steam Linux’a geldiğinden beri masaüstü Linux kullanıcıları tarafından ne kadar ilgi görmüş? Bunu öğrenmek için aylık Steam Hardware Survey’e bakalım.

Tüm Kullanıcılar İçindeki Pay

Steam Kullanıcıları İçindeki Pay

Steam’deki Oyun Sayısı

Windows

%92

%94,50

1900

Mac

%7

%3,75

400

Linux

%1

%1,75

100

İlk bakışta Steam kullanıcılarının işletim sistemi tercihlerinin genel kullanıcı tercihlerine yakın olduğunu görüyoruz. Windows, oyunlar alanında, genel piyasada olduğundan bile daha egemen. Mac oyun dünyasında genel piyasada olduğundan daha zayıf. Linux kullanıcılarının ise, iki değer karşılaştırıldığında %75’lik fark ile oyunlara ilgililerinin yüksek olduğunu görüyoruz. Tabloya bakarken düşünülmesi gereken önemli bir nokta da şu ki, Steam’de şu anda Windows için 1900, Mac için 400, Linux için ise 100 civarında oyun var. Bu fark dikkate alındığında Linux kullanıcılarının Steam’e olan ilgisinin az oyun sayısına rağmen yüksek olduğu sonucuna varabiliriz. Linux’taki oyun sayısı arttıkça Steam kullanıcıları içinde Linux’çuların payının artacağını bekleyebiliriz.

Buraya kadar Linux’un Steam için ne yapabileceğini konuşmuş oldum. Aslında daha önemli olan Steam’in Linux için ne yapabileceği. Öncelikle belirtmeliyim ki Steam yazılımının kendisi kapalı kaynak kodlu bir yazılım ve dağıttığı oyunların hemen hepsi de aynı şekilde kapalı kaynak kodlu. Steam aynı zamanda light bir tür DRM (Digital Rights Management) uygulaması yani kullanıcının yazılım üzerindeki haklarını “yöneten” yani kısıtlayabilen bir sistem (boşuna Digital Restrictions Management demiyorlar). En basitinden, Steam üzerinden satın aldığınız bir oyunu başkasına ikinci el olarak satamazsınız. Oyunlarınızı offline oynamaya izin var ama bunun için önce bir iki güncelleme, ayar gibi taklalar atmanız gerekebilir. Steam’deki bu negatif özellikler, oyunların bir kısmının ayrıca kendi DRM zımbırtılarına ek olarak mevcut. Bu yönden bakınca Steam kendi içinde özgür yazılım için doğrudan hiç bir kazanım sağlamıyor.

Steam’in özgür yazılıma olan yararları dolaylı. Bunlara liste halinde bakalım.

  1. Steam, Valve oyunlarını getirerek Linux’un bir masaüstü işletim sistemi olarak işlevliliğini arttırıyor.
  2. Steam’in Linux’ta çalışması (ve yakında Steam Box), tanınan bir platform sunarak diğer oyun firmalarının da Steam üzerinden Linux’a oyun getirmesini teşvik ediyor.
  3. Valve, oyunlarının Linux’ta daha iyi çalışması için Intel, Nvidia ve AMD gibi GPU üreticileri ile işbirliği yaparak Linux GPU sürücülerinin gelişimini hızlandırıyor. Özellikle Intel örneğinde Linux sürücüleri açık kaynak kodlu olduğu için işbirliği yüksek ve ileride CPU’ya entegre Intel GPU’lar güçlendikçe bunun önemi artacak.
  4. Valve, oyunların tüm platformlarda çalışabilmesi için gereken OpenGL’i ön plana çıkararak Microsoft’un DirectX’e dayanan tekelini kırmaya yardım ediyor (DirectX sadece Windows ile çalışıyor).
  5. Steam’in Linux’a gelmesi Linux’un prestijini arttırıyor ve performansını tanıtıyor.

Valve’in Linux’a yönelişi gösterdi ki açık kaynak koduna dayanan en önemli işletim sistemi olan Linux, yakında yazılımların serbestçe kurulabilmesi anlamında da tek açık platform olarak kalabilir. Microsoft ve Apple’ın satılan her programdan pay aldığı (veya yakında alacağı) tekelci işletim sistemi ve AppStore modelleri kendilerine uymayan yazılım geliştiricileri için Linux güvenli liman olmaya aday. Oyun dünyasının tanrılarından olan ve ticari ömrü doldukça eski id Software oyunlarını açık kaynak kodlu hale getirmesiyle sevilen John Carmack, oyunların Linux’ta ticari başarı yakalayabileceğine inanmadığını söylemişti. Valve’in Gabe Newell’ı bu konuda farklı düşünüyor olmalı. Kimin haklı çıkacağını önümüzdeki birkaç yıl içinde göreceğiz. Belki de sonunda şaka gerçek olur ve 2014 ileride “Masaüstünde Linux’un Yılı” olarak anılır. İnşallah.

Masaüstü Linux’un Durumu #1 – Problem Nerede?

gnulinuxHerkesin katkısına ve ücretsiz kullanımına açık özgür işletim sistemi GNU-Linux‘un tarihi 1983’te Richard Stallman‘ın Unix’in yerine geçecek özgür bir sistem yaratmak için GNU projesini başlatmasına dayanır. 1991 yılında Linus Torvalds‘ın GNU işletim sistemi projesi için yazdığı Linux çekirdeği dahil edilince GNU-Linux, veya kısaca Linux ortaya çıkmış oldu. Linux kısa sürede her türlü sunucuda yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Linux, süper bilgisayarlar alanında da tamamen egemen durumda. Son yıllarda, mobil bilgisayarlar (telefonlar, tabletler) büyük popülerlik kazanınca, bu alanda da Google’ın açık kaynak kodlu Android-Linux işletim sistemi ile Linux önemli yer tutar hale geldi.

Linux’un bu başarı öyküsündeki önemli eksiklik masaüstü, yani desktop ve laptop bilgisayarlar oldu. Ortaya çıkışından 20 yıl sonra, Linux bu alanda popülerlik olarak hala dipte ve yerinde sayıyor.

Masaüstü (Desktop + Laptop) bilgisayarlarda işletim sistemi kullanım oranları (Mart 2013):

  1. Windows %92
  2. Mac %7
  3. Linux %1

Linux’un masaüstünde neden arzulanan patlamayı gerçekleştiremediğine dair seneler boyu çok kafa yoruldu ve bu durumu değiştirmek için bir çok girişim önerildi veya denendi. Bir süre kullanım kolaylığının arttırılmasına vurgu yapıldı ve sıradan insanların kullanabileceği, komut satırına dokunmayı gerektirmeyecek Linux dağıtımları (çeşitleri) üretilmesi ön plandaydı. Bu amaçla 1996’da KDE ve 1999’da GNOME gibi masaüstü ortamları yaratıldı ve bu ortamları kullanan dağıtımlar kullanım kolaylığı konusunda önemli yol aldı. Fedora, OpenSUSE, Mageia, ve Türkiye merkezli Pardus gibi dağıtımlar belli bir popülerliğe erişti. Kullanım kolaylığı misyonuna en çok vurguyu yapan dağıtım ise şüphesiz Ubuntu oldu. 2004 yılında iddialı bir şekilde ortaya çıkan Ubuntu’nun arkasında Mark Shuttleworth’ın Canonical şirketi vardı ve Linux’u masaüstünde “başarmak” için her türlü deneyi yapmaya hazırdı. Kurulum kolaylığını arttırmaktan tutun özgür olmayan codec ve cihaz sürücülerinin kurulum sonrası tek tıkla dahil edilebilmesi gibi hamlelere kadar bir çok çabası oldu Ubuntu’nun. Ciddi bir pazarlama ve imaj oluşturma gayretine de giren Ubuntu, kimi zaman yeni ilgilenenler için Linux ile eş anlamlı algılanır oldu. 2011’den itibaren Unity adlı arabirime geçiş yaparak mobil trendini kovalamayı deneyen Ubuntu, tüm hamlelerine rağmen çok bir şey değiştirebilmiş değil. Bu aralar Ubuntu’nun popülerlik tahtını Mint sallıyor.

Linux sevdalıları, kimi zaman kendi çabalarından çok, uygun dış etkenlerin oluşmasından da medet umdu. 2006 yılında açık kaynak kodu hareketinin ağır toplarından Eric Raymond bir “Dünyayı ele geçirme planı” yayınladı. Bu plana göre işletim sistemlerinde 64-bit’e geçiş kapıdaydı ve Microsoft’un elinde hala son kullanıcılar için düzgün bir 64-bit işletim sistemi yoktu. Bu Linux için tek fırsattı ve en geç 2008’de dananın kuyruğu kopabilirdi. 2007 civarında herkes, Windows Vista’nın “fail” durumu nedeniyle Windows XP kullanıcılarının Linux’a göç edeceğini umdu. Birden bire popüler hale gelen Netbook’ların bazılarında Linux gelmesi bu umutları arttırdı. Ancak işler pek umulduğu gibi gelişmedi. Microsoft, 2009’da Windows 7 ile hem beğenilen hem de 64-bit versiyonu ilk tercih olan bir işletim sistemi ortaya çıkarmayı başardı. Üstüne Windows XP’nin de ömrünü uzattı ve Netbook’larda varsayılan sistem olarak gelmesini sağladı. Linux yine masaüstünde marjinal kaldı.

Yıllar içinde Linux’un neden masaüstünde yaygınlaşamadığına dair çok fikir ve eleştiri sunulmuştur. Dağıtım sayısının çokluğundan doğan karışıklık, bazı donanımların desteklenmemesi veya eksik desteklenmesi, Windows’un satılan bilgisayarlarla beraber gelmesi, Linux kullanıcılarının (varsayılan) ideolojik katılığı veya yeni kullanıcılara karşı elitizmi gibi faktörler bunlardan bazıları. Benim bu konudaki görüşüme göre ise, bir çok programın ve oyunların çoğunun Linux versiyonlarının olmaması bunların hepsinden daha önemli bir problem. Windows yazılımlarının Linux üzerinde çalışmasını sağlayan WINE önemli ve saygı duyulası bir çaba olmasına rağmen yeterli değil. Yazılımsal bir sanal makine yaratıp Linux altındaki bir pencere içinde Windows veya diğer işletim sistemlerini kullanmayı sağlayan Virtualbox gibi çözümler de temel problemi gidermiyor çünkü yine Windows’un ve ihtiyaç duyulan programın Windows versiyonunun mevcut olmasını gerektiriyor.

Eğer Linux masaüstünde yol alacaksa, Windows altında popüler olan yazılımların ya çok sağlam muadilleri olmalı ya da bu yazılımların Linux versiyonları çıkmalı. Programlar konusunda gözüm özellikle profesyonel kullanıcıların vazgeçemediği Adobe’nin uzun ürün listesinde. Öyle ki Microsoft, Windows dünyasının Sauron’u ise, Adobe de Saruman’ı, ve Sauron’u tahttan indirmenin yolu, önce Saruman’ı alaşağı etmekten geçiyor. Oyunlar, Windows’un diğer fethedilmesi gereken kalesi. Bilgisayar kullanıcılarının çok büyük bir kısmı, en az bir Windows oyununa sarmış durumda oluyor ve bu Linux’a göç etmeyi engellemeye yetebiliyor. Demek istediğim, eğer kullanıcı ihtiyaç duyduğu yazılımı veya bir muadilini Linux’ta bulamıyorsa, geri kalan kullanım kolaylığı, dağıtım tercihi, performans gibi noktalar detay olarak kalıyor. Mesela benim de takıntılarımdan biri, Linux’ta font’ların çirkin olduğunu düşünmem, ancak bu Linux’u kullanmayı engelleyen bir şey değil. Yazılım yelpazesi tamamlandığı takdirde, diğer tüm problemlerin zamanla büyük bir zorluk yaşanmadan aşılacağına inanıyorum.

Sene 2013 ve yine Windows 8’in yeni arabiriminin beğenilmemesi nedeniyle çuvallamasından medet umuyoruz. Ancak bu sefer, bir fark var: Steam. Steam, Linux’un oyunlar problemini çözme potansiyeli barındırdığı için bu sefer işler farklı olabilir. Steam’in Linux için ne yapabileceğine dair görüşlerimi, Steam’in doğrudan ve dolaylı etkilerinin neler olabileceğini serinin ikinci yazısında paylaşacağım.

BTK 2012 4. Çeyrek Verileri

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Türkiye’de internet pazarına dair 2012-4 raporunu yayınladı. Geçen ay BTK’nın 2012-3 raporuna dayanarak Türkiye’de internet servis sağlayıcıları alanındaki duruma dair yazdığım yazıda, sektördeki rekabet yokluğu ve TTNET’in tekel konumundan bahsetmiştim. Servis sağlayıcı seçemediği gibi bağlantı çeşiti de seçemeyen kullanıcıların ezici çoğunluğunun TTNET DSL kullanmak dışındaki tek seçeneği gerçek bir alternatif olmayan cep telefonu üzerinden internet (3G). Son raporda dikkatimi çeken bir iki veriyi paylaşmak istedim:

btk1

Çizelgelerde görüldüğü gibi DSL 6.5 milyon abone sayısı ile doyuma ulaşmış durumda. DSL’in eski ve öksüz alternatifi Kablo İnternet de 0.5 milyon ile yerinde sayıyor. MetroNet firmasının sunduğu elektrik hatları üzerinden sağlanan BPL bağlantısı da 40 bin kullanıcıda sabitlenmiş. Sektörde ilgi çekici tek şey Fiber’in nispeten hızlı yayılarak son bir yıl içinde onbeş yıllık Kablo İnternet’i sollaması. BTK raporunda dikkatimi çeken aşağıdaki iki çizelge Kablo İnternet’in bu büyüme özürlü durumuna ışık tutuyor:

btk3

btk2İşte size bir eğlence: resimde %6,4 kullanım payı ile Türkiye’deki yegane Kablo İnternet satıcısı olan TürksatKablo firmasını bulunuz. TürksatKablo, İSS pazar paylarını gösteren çizelgede ilginç bir şekilde yer almıyor. Bulmacanın cevabı şu ki, TürksatKablo’nun %6,4’ü, TTNET’in %81,3’ünün içinde gizli! Bağlantı tiplerine göre yapılmış üstteki çizelgede TTNET DSL %73,6 ile Kablo’nun %6,4’ünü toplayınca %80 yapıyor. Alttaki çizelgede görülen TTNET’in %81,3’lük toplam oranına oldukça yakın. Aradaki küçük farkın izahatı da, muhtemelen TTNET’in Fiber ve Diğer kalemleri altındaki hizmetlerinden oluşuyor. Ben bundan TürksatKablo adlı firmanın aslında TTNET’in bir parçası olduğunu, rekabet eden ayrı bir firma olmadığı sonucuna vardım. Türk Telekom 2005 yılında özelleştirildiği zaman Kablo İnternet hizmetlerini devralan TürksatKablo firması, belli ki TTNET ile rekabet etmemeye “ayarlanmış”. Dolayısıyla piyasada TTNET’in tek gerçek rakibi %8,9 paya sahip Fiber İnternet hizmetiyle Superonline (Turkcell). TürksatKablo danışıklı, Doğan TV Digital (D-Smart) dahil “Diğer DSL ISS’ler” al-satçı, Metronet de çok küçük. Bu durumda, daha önce oligopoli olarak adlandırdığım piyasaya düopol demek daha doğruymuş.