Big Brother TR’ye Giriş: Türkiye’de Dijital Gözetim Kitabı

tdg

Alternatif Bilişim Derneği 2012 yılında “Türkiye’de Dijital Gözetim: T.C. Kimlik Numarasından E-Kimlik Kartlarına Yurttaşın Sayısal Bedenlenişi” adında bir kitap yayınladı. Kitabı geçen ay derneğin Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleşen Özgür Yazılım Günleri etkinliğindeki standından bağış karşılığında almıştım. Creative Commons BY-NC lisansı ile dağıtılan kitabı PDF olarak da ücretsiz indirebilirsiniz. Kitaba erişmek için bir başka seçenek de Söğütlüçeşme’deki İstanbul Hacker Space’in kütüphanesinden yararlanmak. Yeri gelmişken haber vereyim, yakında İstanbul Hacker Space’in kütüphanesinde bulunan tüm kitapları web sayfası üzerinden görebileceğiniz ve ödünç durumuna bakabileceğiniz bir sistem hazırlanmakta.

Kitap Türkiye’de devletin ve devletin hizmet veren birimlerinin vatandaşı gözetlemesi olgusunu ele alıyor. MERNİS (Merkezi Nüfus İdare Sistemi) ve TC kimlik numarası uygulaması üzerine odaklanıyor.

Kitabın birinci bölümü akademik bir tarzda yazılmış ve bu gözetimci anlayışın arka planını açıklamaya yönelik. 1980 sonrasının neoliberal devletinin, Michel Foucault‘nun literatüre kattığı, doğumdan ölüme kayıtlandırma, takip ve yönlendirmeyi içeren biyo-iktidar modeline dayalı bir “yönetişim” anlayışına sahip olduğu açıklanıyor. Tek bir merkezden tüm bireylerin gözlenebildiği panoptik denetim anlayışının evrildiğini ve herkesin gönüllü olarak kendilerini görünürleştirdiği ve birbirlerini gözlediği Süper Panoptikon haline geçtiğimiz fikri işleniyor.

İkinci bölümde gözetim teknolojilerinin hangi alanlarda ne motivasyonlarla yerleştirildiği anlatılıyor. Bu alanlar askerlik, polis-istihbarat, nüfus yönetimi, işyerlerinde çalışanlara yönelik ve piyasada tüketicilere yönelik olarak belirlenmiş. Bu alanlardaki artan gözetim pratikleri, bu konuda bilinç yükseltmeye yönelik bir giriş teşkil ediyor.

Üçüncü bölüm, TC kimlik numarası ve buna dayanan e-devlet hizmetlerinin “topografyası” çıkarılarak yani listesi tespit edilerek incelenmiş. Bu çalışma aynı zamanda kitabın esas özgün araştırmaya dayalı kısmı. Binlerce sayıda hizmet, ve bunlarla ilişkili kurumun TC kimlik numarası gerektirdiği, ve dolayısıyla bu binlerce noktadan vatandaşa dair verilerin merkezi bir şekilde toplandığı gibi bir sonuç ortaya çıkyor. Kitapta bu ürkütücü tablo sunulurken, keşke sadece listelemek yerine biraz daha derine inilerek bazı örnekler üzerinden hangi verilerin kolayca merkezileştiği anlatılsaydı diye düşündüm.

Dördüncü bölümde de, gözetimci devlet anlayışına karşı ne gibi önlemler alınabileceği fikri tartışılmış. Kitap esasen özel hayatın gizliliği ilkesi gibi vatandaşın yasal haklarının bu yeni durumda korunmasına yönelik hukuken neler yapılması gerektiğini tartışıyor. Bu alanda Avrupa’da bireyi gözetimden korumaya yönelik kanuni düzenlemeler tanıtılıyor ve Türkiye’de henüz bu kanuni garantilerin eksik olduğu ve tamamlanması gerektiği uyarısı yapılıyor.

Gözetim çağında bireylerin kendilerini total köleleşmeden korumaları için iki yoldan bahsedebiliriz. Bunlardan birincisi hukuk yoluyla gerekli düzenlemelerin yapılması ve bireyin denetimden özgürlüğünü sağlayacak anlayışın kanunlara işlenmesi. Günümüzde sistemin ve devletin geldiği noktada bu gerekli bir uğraş olmakla birlikte yokuş yukarı bir mücadele gibi duruyor ve son kertede her zaman bir takım denetleyici kurumların iyi niyetli ve sorumlu davranacağına dair bir inanç gerektiriyor. Bireylerin kendilerini korumaları için ikinci yol ise kendi denetimlerindeki teknik çözümler, yani internette TOR gibi anonimleştirme araçları, sağlam şifreleme tekniklerini kullanan özgür yazılımların tercih edilmesi gibi şeyleri yaygınlaştırmak. Ayrıca kimden ne zaman ne aldığınızı kaydeden kredi kartı yerine nakit kullanmak, GSM şebekesine bağlı yani konumunuzu 24 saat merkeze bildiren bir cep telefonu kullanmamak gibi bazı pratik araçlardan feragat etmeyi içeren önlemler de düşünülmeli. Kitap bu teknik araçları bir ek olarak sonda listelese de, neden ve nasılları konusunda yeterince detaya inmiyor. Kredi kartı ve cep telefonları gibi diğer veri sızdıran araçlardan ise bahsetmiyor.

Sonuç olarak, kitabı gözetim toplumunda tüm olumsuz trendlere rağmen hala bireysel özgürlüğe inanan, özel yaşamın gizliliğini ve anonimliğin siyasi önemini hissedenlere, veya bu konuda hiç kafa yormamış ama yorsa iyi olacak olanlara tavsiye ediyorum. Bu alan 21. yüzyılın en hararetli toplumsal mücadelelerinden biri olmaya aday ve Türkiye’de bu konuda bir uyanışın henüz çok başındayız.

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s