Türkiye’de İnternetin Durumu #2 – Upload Hızlarının Önemi

İnterneti internet yapan en önemli demokratik özellik, ağ içindeki davranışları açısından birbirine denk birimlerin (“peer“lerin) birbirine bağlanması ile oluşması. İnternete erişebilen her birimin birbiri ile bağlantı kurabilmesi ve eşit haklara sahip “netdaş“lar olarak veri alışverişinde bulunabilmesi. Bu temel yapıyı bozabilen faktörler sadece sansür ve filtreleme şeklindeki erişimi kısıtlamaya yönelik baskılar gibi “negatif özgürlük” sorunları değildir. Aynı zamanda kullanıcıların “içerik sağlayıcı” ve “içerik tüketici” olarak bölünmesine katkıda bulunan asimetrik internet erişim hızları, yani upload hızlarının download hızlarına kıyasla aşırı düşük olması da internetin demokratik yapısını bozucu bir etkendir. Upload hızlarının suni şekilde aşırı düşük tutulması, internette teknik olarak mümkün ve değerli bir çok uygulama söz konusu olduğunda “yapmakta özgürsün ama yapacak imkanın yok” durumunu yaratıyor ve bu haliyle bir “pozitif özgürlük” sorunu teşkil ediyor.

Son yıllarda bilgisayar dünyasında yaşanan HD video odaklı çılgınlık içinde internet bağlantıları neredeyse sadece bir video indirme aracı olarak görülmeye ve pazarlanmaya başlandı. (Bu çılgınlığın donanımlarımıza olan talihsiz etkisi de 16:9 “alçak ekran” standardının televizyonlardan bilgisayar ekranlarına taşınması oldu). Bir çok kullanıcı Youtube’da 1080P izlemeyi veya torrent’te birkaç MB/s görmeyi internet erişiminde en önemli kritermiş gibi düşünüyor. Servis sağlayıcılar bizzat kendi sitelerinde bağlantı paketlerini tanıtırken “X dakikada film indirir” gibi reklamlar yapıyor (acaba nereden ve hangi yasallıkta indirilecek bu filmler o da çok eğlenceli bir detay). “Yüksek sayıların büyüsü” etkisi ile yıllarca düşük internet hızları ile terbiye edilmiş kullanıcı 20’ler, 32’ler, 100’ler görünce rahata ereceğini sanıyor. Sanıyor ama yanılıyor.

Bir internet bağlantısının kalitesi; bağlantı sürekliliği (kesinti olmaması), ping hızı (gecikme süresi düşüklüğü), download hızı, ve upload hızı ile bir bütündür. Bunlardan ping hızını bağlantı çeşidiniz ve hizmet kalitesi belirlerken, DL ve UL hızınızı seçtiğiniz paket belirler (ve vaad edilen hızların gerçekten temin edilmesi elbette).

İnternet hızlarında önemli olan, hangi hızların hangi uygulamaları mümkün kıldığıdır. Bu da bazı kritik eşiklerin geçilmesi ile olur. Mesela düşük ping; kaliteli voice chat, uzaktan erişim uygulamalarda rahatlık ve zevkle oyun oynama imkanı tanır ve hiçbir mbit ile ölçülemez (ms ile ölçülür). Ping 100’ün altına indiğinde voice chat’iniz telsiz konuşmasına benzemekten telefon konuşmasına benzemeye başlar, 50’nin altına indiğinde rekabetçi bir oyun deneyimi için internet kafeye gitmenize gerek kalmaz. Download hızlarında da bu şekilde “eşikli” bir ilerleme söz konusudur. Örneğin e-posta ve text chat dial-up’tan beri esasen sorunsuzdur yani yüksek hıza ihtiyaç duymaz. 1 mbit civarında web’de gezinti, olabileceği en hızlı hale gelir, bundan sonrası etki etmez (düşük ping ve gecikmeye neden olan reklam sunucularını bloklamak gibi şeyler daha önemli hale gelir). 4 mbit civarında HD çözünürlükte video kesintisiz stream edilebilir hale gelir. Ve aslında şu anda bundan öte geçilmesi gereken ciddi bir download hızı eşiği yok. Daha yüksek hızlar, yeni şeyler yapabilmeyi değil, aynı şeyleri daha hızlı yapabilmeyi veya birkaç kullanıcının aynı şeyi aynı anda yapabilmesini sağlıyor. Mesela torrentiniz 2 saat yerine yarım saatte biter veya evde aynı anda 2-3 kişi HD video stream eder. Bu tip gelişmeler açıkçası yeni uygulamalara izin veren gelişmelere kıyasla sıkıcıdır.

Download hızlarında belli bir doyuma yaklaştığımız düşünülürse, gözlerimizi artık ciddi şekilde upload hızına çevirmeliyiz. Upload hızımız, karşıya veri gönderdiğimiz her durumda etkili olacaktır. Bu alanda artık ilk akla gelen torrent ratio’ları tutturmak olmamalı. Bilgisayarlarımızla, hatta telefonlarımızla gelen kameraların kalitesi git gide yükseldiği halde, video chat yaparken gördüğümüz video kalitesinin neden hala youtube’un ilk yıllarına benzediğini düşündünüz mü? Sebebi düşük upload hızımız nedeniyle kameradan gelen videonun aşırı sıkıştırmaya uğraması. Büyükçe bir dosyayı karşı tarafa yollamak ihtiyacı hissettiğimizde e-posta attachment ekranında fazlasıyla beklemek, soluğu güvenliği şüpheli ve yarın orda olup olmayacağı belli olmayan dosya yükleme sitelerinde almak yine düşük upload hızının sonucu. Uzak erişim ile dosya yedekleme yapıyorsanız yine sürüneceksiniz.

Ancak bunun gibi kişisel sıkıntılardan daha önemlisi, düşük upload hızları nedeniyle hizmet verici uygulamaların yanına yaklaşamamamız. Örneğin, evden bir LAMP bazlı web sunucusu çalıştırıp tam teşekküllü kendi web sitenizi host etmek istemez misiniz? Veya email sunucusu? FTP sunucusu? Voice chat sunucusu? Oyun sunucusu? Amatör internet radyosu? Kendi medya paylaşım platformunuz? Facebook yerine kendi bilgilerinizi kendiniz host ettiğiniz bir Diaspora node’una ne derdiniz? Bu ihtiyaçların hemen hepsini karşılayan ücretsiz açık kaynak kodlu özgür yazılımlar mevcut. Ama bunlar için düzgün bir upload hızı gerekiyor. Düzgün upload olmadığı için, (bilgi yetersizliği ile birlikte) bu hizmetleri sunan merkezileşmiş ticari unsurlara mahkum oluyoruz. Web sitemiz için para vermek veya ücretsiz hizmetlerde servisi sunan şirketin kendi içeriğimiz üzerinde gösterdiği reklamlara göz yummak zorunda kalıyoruz. Email için kullandığımız servisler emaillerimizi sistematik olarak tarıyor, derliyor ve reklamverenlere biglilerimizi satıyor (Gmail vb). Fotoğraf, video ve ses üretimlerimizi host eden firmalar (Flickr, Youtube, Soundcloud vb.) yine bizim üretimlerimiz üzerinden reklam yoluyla kar ediyor, hatta üretimlerimiz üzerindeki mülkiyet haklarımızın bir kısmını kaşla göz arasında gasp ediyor (mesela “buraya yüklediğini istersem bir ticari projede kullanırım sana da telif hakkı ödemem” diyor). Online oyun oynamak için ücretli aboneliklere mahkum oluyoruz ve günü geliyor eski ama sevdiğimiz bir oyun artık karlı olmadığı için online sunucuları kapanıyor ve ortada kalıyoruz.

Özetle, upload olmayınca kullanıcı değil tüketici oluyoruz, içeriğimizi host edemediğimiz için de ürettiklerimize el alem el koyuyor. İnternetin özgürlükçü ve demokratik ruhuna ters, tam bir fiyasko. Öyleyse bakalım memleketimizdeki servis sağlayıcılardan en yüksek hangi upload hızlarını almak mümkün:

  1. TTNET : ADSL “8LİMİTSİZ” paket 1 mbit UL. HİPERNET 35 mbit ve üstü paketler 2 mbit UL. FİBERNET 50 mbit ve üstü paketler 2 mbit UL.
  2. TürksatKablo : 10 ve 15 mbit paketlerde 1 mbit UL.  20mbit paketlerde 2 mbit UL. 40 mbit ve üstü paketlerde 4 mbit UL.
  3. Superonline : Fiber İnternet tüm paketlerde 1 mbit UL garanti ediyor ancak pratikte 5-10mbit’e kadar çıktığını gözlemliyoruz!
  4. Metronet : BPL 10 mbit paketinde 10 mbit UL. Metronet (fiber) 50 mbit paketinde 50 mbit UL. Metronet’in tüm bağlantıları simetrik yani DL ve UL hızları eşit!

Bu serideki önceki yazımda belirttiğim gibi, eğer sadece TTNET’ten DSL alma şansı olan büyük çoğunluğun içindeyseniz geçmiş olsun çünkü 120 TL’lik en pahalı paketi bile alsanız 1 mbit’e mahkumsunuz. Bundan 4-5 sene önce TTNET’ten kotasız limitsiz 4/1 mbit ADSL 60 TL’ye alınabiliyordu. Arada geçen zamanda download hızları arttı, yeni bağlantı çeşitleri çıktı ama upload yerinde saydığı gibi fiyat ikiye katlandı! HİPERNET veya FİBERNET alma şansınız varsa sırasıyla 80 TL veya 100 TL’ye kıyıp yine oldukça yetersiz olan 2 mbite çıkabilirsiniz. Yıllar geçtikçe UL:DL oranı git gide kötüleşiyor, eskiden 1:4 standartken 1:8’den 1:50’ye kadar giden abuk subuk oranlar görüyoruz. TTNET, upload hızlarını sitesinde “Sıkça sorulan sorular” kısmına gizlemiş, ve HİPERNET için bunu yapmaya dahi tenezzül etmemiş (acaba kafalarda hala FİBERNET’ten ayrılmadığı için olabilir mi?). Değerleri telefonla öğrenebildim.

TürksatKablo’nun en cazip yanı olan gerçek kotasız limitsiz paketlerde ne yazık ki 2 mbit UL almak için 200 TL’lik servet ödemeniz lazım. 10 ve 15 mbit’lik sınırsız paketlerdeki 1 mbit UL için de yine 100 TL ve 150 TL gibi fahiş fiyatlar var. Eğer kotalı internet kullanmayı göze alırsanız yani “download ve upload hızım var ama süs niyetine duracak” diyorsanız 60 TL’den itibaren 4 mbit UL alabilirsiniz. Tekrar etmek istiyorum ki upload kapasiteniz fena olmasa da kota nedeniyle yapmaya çalıştığınız şeyler deneysel olmanın ötesine geçtiği anda imkansızlaşacaktır. TürksatKablo web sitesinde upload hızlarını hiçbir yerde belirtmiyor, bilgileri telefonla öğrendim.

Superonline Fiber İnternet’te durum biraz karışık. Superonline Fiber İnternet, piyasaya girdiği ilk zamanlarda hem limitsiz ve kotasız oluşu hem de 5, 10 mbit gibi yüksek upload hızlarını makul fiyatlara sunuşu ile açık ara en iyi seçenekti. Yıllar içinde önce adil kullanım kotaları geldi ve bir ara kotasız internet ayrı bir seçenek olarak eskisinin iki katı fiyatına satılmaya başlandı. Şimdi bunlar da kalkmış gözüküyor ve üstüne üstlük upload hızları bulabilen için “Abonelik Koşulları” sayfalarında 1 mbit olarak belirtilmeye başlanmış! Müthiş bir geriye gidiş. Onun yerine Superonline 1000 mbit gibi anlamsız göz boyamaya yönelik hızlar satmayı uygun görmüş (e-penis). Fakat işin ilginç yanı, pratikte deneyerek ve forumlarda görüyoruz ki upload hızları 1 mbit değil, gayet güzel değerler olan 5-10 mbit civarında değişiyor. Eğer göze alırsanız bir garantisi olmadan bu hızları kullanma ihtimalinizi düşünerek tercih edebilirsiniz. Ancak yarın hakikaten UL hızlarını 1 mbit’e çekerlerse hiçbir hak iddia edemezsiniz. Şans işi.

Metronet firması, sattığı tüm bağlantı çeşitleri ve paketlerde simetrik internet sunarak ve bunu ön sayfadan kullanıcıya belirterek takdiri hak ediyor. UL hızları konusunda gerçekten özlenen bir tablo sunuyor üstelik fiyatları da rakiplerine göre çok iyi ancak hizmet alabilen çok az sayıdaki kullanıcıya. Bu servis sağlayıcıda özellikle BPL hizmetinde bağlantı sürekliliği ve ping konusunda sorunlar yaşanabildiğini de forumlardan görebiliyoruz. Yine de hizmet alanı yayılırsa bir umuttur.

Özetle servis sağlayıcıların tercihleri nedeniyle upload konusunda Türkiye sınıfta kalıyor. Gerçek testlere dayanan Speedtest.net‘in Net Index‘i de aslında herşeyi özetliyor:

netindexul

Türkiye’nin ortalama UL hızı 2 mbit civarında. Kurumsal bağlantıların bu değeri şişirdiğini, ev kullanıcısı için bu değerin ortalama 1 mbit’e yakın olmasının kaçınılmaz olduğunu da belirteyim. Peki yok mu bu ülkede düzgün bir upload hızı almanın yolu derseniz, olmaz olur mu, var. Ancak, servis sağlayıcıların “kurumsal” bağlantı çeşitlerine son derece yüksek paralar verirseniz. Türkiye’de bu alanda mantık şu şekilde: “Upload ticari hizmetler içindir, ev kullanıcısının işine yaramaz, işyerlerine lazım, onlarda da para var “kurumsal” paketlerle söğüşleriz”. Suni şekilde anormal düşük tutulan upload hızları, ev kullanıcılarının satın aldıkları bağlantıyı komşularıyla paylaşmaları tehlikesine karşı da bir önlem olarak görülüyor. 50mbit’lik bir download hızı rahatlıkla 20-30 kullanıcıya yetebilecekken (bunlardan sadece birkaçı aynı anda ağır download’lar yapıyor varsayarsak) yanında gelen 2 mbit upload hızı böyle bir çözüm deneyen kullanıcıya eziyet çektirecektir. Böylece herkesin ayrı ayrı paketler satın alması garantileniyor.

Bu can sıkıcı durum, kader değil. Dünya’nın diğer yerlerinde UL:DL oranları bu kadar kötü değil. Birçok yerde özellikle fiber bağlantılarda çok yüksek hızlar ve simetri var. Durumun iyileşmesi için ilk etapta daha çok kişi upload’un kıymetinin farkına varmalı. İnternette “içerik tüketici” değil kullanıcı-üretici olmanın önemi anlaşılmalı. Daha hızlı upload hızları servis sağlayıcılardan talep edilmeli, neden sunulmadığına yönelik sorular yöneltilerek bu yönde bir talep olduğu hissettirilmeli. Superonline’ın eski güzel günlerinde abone olmuş ve sonraki gidişattan etkilenmemiş bir “eski abone” olarak dileğim sahalarda aşağıdaki resimdeki gibi görmek istediğimiz hareketlerin artmasıdır. Belki bu şekilde yarının esaslı bir internet projesi, dizi torrentlemeye ara verip upload hızı sayesinde yaratıcı birşeyler deneyen gençler tarafından buralarda üretilir.

Reklamlar

Türkiye’de İnternetin Durumu #2 – Upload Hızlarının Önemi” üzerine 13 yorum

  1. 2013 yılında yazılmış bu konu şuan sene 2015 onun da yarısı bitmiş peki ne olmuş hiç birşey ağzımı bozsam çözüm deil bunun adı hizmet değil eziyettir asgari ücretin 1000 tl bile olmadığı ülkemizde en ucuz limitsiz internetin 70 lira gibi bir fiyat olduğunu onunda taahüt verme mecburiyeti olduğunu düşünürsek her şekilde sömürülüyoruz. Evet Türkiye büyüyor biz köleler sayesinde.

    Cevapla
    • Ne yazık ki son 2 yılda herhangi bir ciddi gelişme olmadığı doğru.
      Mobilde 4G mi 4.5G mi 5G mi diye tartışılıyor oysa henüz kablo ile gelen internet bir şeye benzemiyor.

      Cevapla
  2. Biraz önce ttnet i aradım ve upload hızı yüksek olan paket sorduğumda ttnet anasayfasından öneride bulunabilirsiniz diye cevap veriliyor gülermisin ağlarmısın. herşeyi devlete bağlamıyayım diyorum ama olmuyor türkiyenin internet alt yapısı başka vatandaşların elinde olunca devletde vatandaşının sömürülmesine izin veriyor. hizmet yok hep ticaret.

    Cevapla
  3. Erdoğanın milleti hariri yoluyla duzüşüdür hayırlı olsun bu milletede yaranır dünyanın en pahalı en sorunlu internetini kullanıyorsunuz

    Cevapla
  4. Şuanda heryerde fiber yok.Mecburen DSL kullanmaktayız.Ben de dsl kullanıyorum.Hızım 16/800kbit. Upload hızım 1mbit bile değil.100 mb dosyayı internete yüklemem 20 dakikamı alıyor.Video lu görüşmelerimde ses kesikliği, video donukluğu, çözünürlük gibi sorunlarım oluyor.Saniyede 80 kb/sn gibi rezil bir durumdayız malesef.Download hızlarını 256 kbps lerden 16 mbps lere kadar çıkardılar ancak uploadı nedense pek önemsemediler.

    Umarım kısa zamanda fiber yayılır ve upload hızları en az 10 mbit civarlarına kadar yükseltilir.2013 yılında böyle bir rezillik Türkiye’ye yakışmıyor.

    Cevapla
  5. Geri bildirim: TR Upload Hızları – Temmuz 2013: 80. sıradan 99. sıraya | Dalgamotor ~

  6. Geri bildirim: Mumble: Ventrilo ve Teamspeak’e Özgür bir Alternatif | Dalgamotor ~

  7. valla güzel soru. cevabını vermek de zor. coğrafyasının düzlük olması (kablo çekme kolaylığı) bir faktör olabilir. romanya ve bulgaristan da bence ilginç örnekler. top-20’ye bakınca uzak-doğu, kuzey avrupa ve post-sosyalist ülkeler dikkat çekiyor. tahmin ediyorum ki internet altyapısı ya devlet tekeli tarafından yatırım olunca daha iyi gelişiyor (post-sosyalist ülkeler) ya da rekabetçi bir özel sektör altında (kuzey-avrupa). bizimki gibi özel sektör tekeli “worst of both worlds” gibi. birisi netindex datasını ülkeleri tip olarak gruplayıp tekel-rekabet ve gdp eksenlerinde istatistiksel analiz yapsa keşke.

    Cevapla
  8. saol hoca, guzel yazi olmus. peki net indexin ilk 5inde hicbir avrupa ulkesi olmamasini nasil yorumlamak lazim? (aka litvanaya’da neler oluyor?)

    Cevapla

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s